• Ayetli resimler
  • DUA
  • Esmaul husna
  • Guzel sozler
  • ibretli hikayeler
  • makaleler
  • mizah
  • Resimler
  • Resimli dualar
  • siirler
  • Aldiklariniz kadar basitlige,verdikleriniz kadar yücelige yaklasirsiniz. - Blogcu


    Aldiklariniz kadar basitlige,verdikleriniz kadar yücelige yaklasirsiniz.

    19/3/2008 - Kandiliniz mübarek olsun




    PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN DOĞUMU (s.a.v);


    Mîlâdın 571, Rebîülevel ayının 12.gecesi, (Nisan ayının 20.günü) Mekke ufukları ağarırken Peygamber Efendimiz, Hz.Muhammed-ül Mustafa Sallallâhü Aleyhi ve Sellem dünyâyı şereflendirdi. O'nun doğduğu sabah, âlem başka bir âlem oldu, cihan nurla doldu. Zirâ O'nun teşrifleri sıradan bir hâdise değildi. Bütün peygamberlerin geleceğini müjdelediği ins-ü cin'in ve melâikei kirâmın teşriflerini beklediği bir peygamberdi O.. Bu yüzden, geceler içinde benzeri yoktur. Kâinâtın en azametli hâdisesi bu gece vukûa gelmiştir. Bütün âlem bu geceyi bekliyordu.


    Peygamber Efendimiz'in babası Abdullah, az zaman önce vefât etmiş olduğundan, annesi Hz.Âmine hiç zahmet çekmeden dünyâya getirdiği bu nur topu çocuğu, dedesi Abdulmuttalib'e müjdeleyince, bahtiyar dede torununun doğumuna pek sevindi. Hemen bir ziyâfet vererek O'na isim koydu.

    Kureyş uluları; "Bu ziyâfete sebep olan çocuğa ne isim koydun?" diye sorduklarında,

    Abdulmuttalib; "Muhammed ismini verdim." dedi.

    Onlar; "Ecdâdında olmayan bu ismi vermekten muradın nedir?" diye sorunca,

    Abdulmuttalib; "Umarım ki O'nu yerde halk, ulvîlikler âleminde Hakk pek çok övecek" diye cevap verdi. (Zîra, Muhammed; «pek çok hamd-ü senâ olunmuş kimse» mânâsına gelmektedir.)

    Peygamber Efendimiz'in doğduğu gece dünyâda fevkalâde hâdiseler oldu. Şöyle ki:

    O devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun çöktü.

    Sâvâ gölü kurudu.

    Mecûsîlerin uzun müddetten beri sönmeden yakıp tapındıkları ateşgedeleri söndü.

    Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, ALLAH diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü.

    Bütün bunlar çok mühim bir şeye işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (S.A.V.) doğmuştu.

    Gerçekten ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı.

    Peygamber Efendimiz'in Nesebi
    Peygamber Efendimiz'in nesebi, şirki, küfrü reddeden Hanif dîninin yayıcısı Hz.İbrâhim'e dayanır. Babası Abdullah Haşimoğullarındandır. Annesi Âmine Zühreoğullarından olup, birkaç göbek sonra soyları birleşir. Her ikisi de Mekkelidir.

    İbrâhim Aleyhisselâm'ın oğlu Hz.İsmâil'in evlatları içinde Ben-i Adnan, Adnâniler içinde Ben-i Mudar, Mudâriler içinde Kureyş kabîlesi diğerlerinden daha büyük bir şerefe sahipti. Hele Kureyş kabîlesinin içinden Hâşim kolu, çok sayılan ve sevilen bir koldu.

    Hâşimî Kolunun Soy Silsilesi
    Hâşim'in babası Abdimenaf, O'nun babası Kusayy (Zeyd), O'nun babası Kilâb, O'nun babası Mürre, O'nun babası Kâ'b, O'nun babası Lüveyy, O'nun babası Gâlib, O'nun babası Fihr, O'nun babası Malik, O'nun babası Nadr, O'nun babası Kinâne, O'nun babası Huzeyme, O'nun babası Müdrike (Amir), O'nun babası İlyas, O'nun babası Mudar, O'nun babası Nizar, O'nun babası Ma'ad, O'nun babası Adnan'dır.

    Bunların içinde ne zaman birinin iki oğlu oldu ise Hz.Muhammed (S.A.V.) en şerefli, en hayırlı olan tarafta bulunurdu. Her asırda O'nun ceddi kim ise, yüzündeki nurdan anlaşılırdı. Çünkü Hz.İsmâil'in alnında bir nur vardı, yıldızlar gibi parlardı bu nur. Bu nur ona pederinden kalmıştı. Sonra evlâttan evlâda intikâl ederek Efendimiz'e kadar ulaştı. İşte o nur, Kâinâtın Efendisi'nin cedlerini açık açık her devirde göstermiş olan nurdur. Peygamberden peygambere geçen nurdur. Bu nur, Âdem'le Havva'nın dünyâya indirilmesinden beri intikâl edegeliyordu. Bu nurun gerçek sâhibi kimdi? Fahri Kâinât efendimizdi...

    Hz.Âdem'den beri evlattan evlâda intikâl edegelmiş olan ve nihâyet asıl sâhibine erişmiş olan nur...

    Peygamber Efendimiz'in Süt Annesi
    Mekkeliler, bilhâssa Mekke uluları, yeni doğan çocuklarını daha iyi yetişmeleri için, bir müddet yüksek yerlerde oturan kabîle kadınlarından sütanne kiralar, onlara verir, baktırırlar, mukâbilinde ücret de verirlerdi. Bu usul o zamanlarda, umûmi bir gelenek olduğundan, her sene kabîle kadınlarından isteyen, emzirmek büyütmek için, çocuk almağa şehre gelir, alır götürürdü. Yetiştirdikten sonra tekrar geri getirip analarına teslim ederlerdi. Yine bu sebepten şehre sütanneler geldi.

    Ben-i Sâd kabîlesinden gelen kadınlar, kendilerine çocuk seçmişlerdi. Fakat Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V.)'i henüz alan olmamıştı. Birçok kadın, yetim diye, fazla para vermezler diye almağa yanaşmamışdı. Fakat yine Ben-i Sâd kabîlesinden Hâris diye birisinin âilesi olan Halîme, başka çocuk da kalmadığından biraz tereddüt içinde O'nu aldı. Fakat sonradan, aldığına çok memnun oldu. Çünkü bu yetim çocuk onlara çok uğurlu gelmişti. Halîme O'nu öz evlâdından çok sevdi. Şeymâ adındaki kız evlâdı da Hz.Muhammed'i pek severdi. Onunla kardeş kardeş oynayıp geçinirlerdi.

    Halîme'nin kocası Hâris de, âilesine şöyle dedi: "Halîme! Bu çocuğun ayağı bize çok uğurlu geldi. O evimize ayak basalı beri davarımızın sütü, sütümüzün yağı çoğaldı.
    Evimiz bereketlendi, elimiz genişledi. Ben bu çocukta bir başkalık görüyorum."

    Yürümeğe başladığı zaman, annesi Âmine Hatun O'nu almak, şehre getirmek istedi. Halîme buna şiddetle îtiraz etti. "O'nu şehre götürmeyiniz, oraların havası ağırdır, bir müddet daha bizim yanımızda kalsın" dedi.

    Peygamber Efendimiz kırda bu âile yanında beş yıl kadar kaldı. Hz.Peygamberimiz sütannesini çok severdi. Yanına geldiğinde, "anacığım" diyerek karşılar, çok hürmet gösterirdi. Daha sonraları onun kendisine ve âilesine dâima yardım etti. Daha üç dört yaşlarında iken, gerek Halîme gerekse kocası Hâris, Peygamber Efendimiz'de, diğer insanlarda görülmeyen yücelikler ve fevkalâde haller görür oldular. Bu hâl, onları, "böyle bir kıymeti koruyamazsak..., O'na sonra bir şey olursa..." gibi düşüncelere sevkettiğinden artık annesi Hz.Âmine'ye teslim etmeğe karar verdiler ve Mekke'ye götürüp annesine teslim ettiler.

    Artık annesi Âmine ile sâdık hizmetçileri Ümmü Eymen, O'nun üstüne titriyor, O'nu, esen rüzgardan bile sakınıyorlardı.

    KAYNAK:Muhtasar İslam Tarihi

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    30/1/2008 - Medet Ya Rasulellah!!!

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    8/11/2007 -

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/9/2007 - Maniler

     

     

    Güzel Ramazan Manilerinden :

     

     

    Ramazani tutan kisi,

    pek bahtiyar insan olur.

    itikadi  düzgün  ise,

    son  nefesi  iman olur.

     

    Oruc tutmaz ise kisi,

    kolay olamaz onun isi,

    gözlerinden akar yasi,

    evi barki viran olur.

     

    ister genc ol, ister koca,

    ister cahil ol, ister  hoca,

    yan  bakar  ise oruca,

    hali gayet  yaman olur...

     

    Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    12/9/2007 - Ramazan´i serif

     

     

     

     

    Yurduma, Milletime  Seref geldi, San geldi,

    Yaratana daha cok, yalvaracak an geldi,

    Gönüllerde rahatlik,  ruhlarda bir yükselis;

    En büyük terbiyeci,  iste Ramazan geldi.

     

     

                                                           H. C. Alpay

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/7/2007 - intifada

    Kategori: Resimler

     

    ZAFER MUTLAKA INANANLARIN OLACAKTIR.

    Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/7/2007 - Allah´in kelam´i Kuran´i Kerim

    Kategori: Resimler

     

    Her kim kuran´i Kerim´i bilmedi,

    sayki hic dünyaya gelmedi.

     

     

                                                                                           Asik Yunus Emre

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/7/2007 - Besmeleyle

    Kategori: Resimler

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/7/2007 - Dostluk

    Kategori: Resimler

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/7/2007 - sevgi

    Kategori: Guzel sozler





    *Seni sevenlerin sevgisinin gerçekte ALLAH'a olduğunu fark edebildin mi ?

    ***

    *Samimiyete ihanet eden felah bulamaz.

    ***

    *Seviyorsanız biliniz ki bu sevildiğinizden ötürüdür.

    ***

    *Sevgi; karşılıksız akıştır, karşılık beklenirse ticaret olur.

    ***

    ahmed hulusi

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
    ZIYARETINIZ ICIN COK TESEKKÜR EDER, YINE BEKLERIZ... :-)
    Website Counter

    Hakkımda

    Binlerce selatü selam senin üzerine olsun ey Allah'ın sevgilisi, sen ki Alemlere rahmet olarak gönderildin.

    Bağlantılar

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    e-posta

    ,

    Images for your blog

    Images for your blog






    Get graphics at Nackvision.com

    Arkadaşlarım

    Allame
    kehkesani
    sevgipenceresi
    asimsalih
    hakkdostu
    yeniirmak
    Ruman
    neslinursema1
    kitabooku
    zerirem
    kalbinur
    sufiderwish
    bulaniksu
    Caferi
    beria
    selamunaleykum3
    morvadi
    hasanbeyan
    sonsuzlukkervani
    nasibim
    islamimultimedya
    ikincibahar34
    nurmumin
    unsal1
    rindiseyda
    mehmetsevgidolu
    rahmani
    sohbetsevenler
    mustakim
    rahmetderyasi
    duadilencisi
    islamimucadele
    sehadetgulu
    ebuzerasrisaadet
    hayber
    TILLSIM
    vanarvas
    medinepazari23
    agustosyagmuru50
    aydinli09
    hiramusta
    ehlidin
    duaufku
    vuslatgulu
    peygamberyarenleri
    kardelen99
    yamuciib
    mevlana1
    nurdostu
    Huzuryolu1
    igra
    mehmetorhandurdu
    sudenaz002
    vezirhan
    rufeydem